ÜYE OL,İZLE KAZAN....

Friday, July 13, 2007

PEPSİ :FOTOĞRAFINI GÖNDER KENDİNİ GÖSTER YARIŞMASI


MERHABA ARKADAŞLAR BENDE BU YHARIŞMAYA BEBEĞİM AHMETCANIN FOTOĞRAFINI YOLLADIM BU KONUDA DESTEKLERİNİZİHEM BEN HEMDE MİNİK OĞLUM BEKLİYORUZ.

ÖNCELİKLE http://www.fotografinigonderkendinigoster.com/ ADRESİNE GİRİP 1 DK SÜREN ÜYELİK FORMUNU DOLDURUP ÜYE OLMANIZ GEREKİYOR.DAHA SONRA SAĞ ÜST KÖŞEDE ARA ÇUBUĞU VAR ORAYA LAKAP KISMINI İŞARETLEREK ''CADDE'' (BİZİM LAKABIMIZ) YAZARAK ARAMA YAPIYORSUNUZ ÇIKAN RESİMLERE OY KULLANIP DİLERSENİZ YORUMDA YAPABİLİYORSUNUZ.EN ÇOK OYU ALAN KİŞİNİN RESMİ PEPSİ ÜRÜNLERİNDE ÇIKIYOR.BENDE BUNU ÇOK İSTİYORUM VE SİZ DEĞERLİ ARKADAŞLARIMDAN DESTEĞİNİZİ BEKLİYORUMM.

ŞİMDİDEN OĞLUM VE BEN OYLAR İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUZ.

Tuesday, June 26, 2007

LED Art Fan

Advertise your business, or just show off
If you're the type that likes to call attention to yourself, and happen to need to lower the apparent room temperature at the same time, we can think of no better way than with this LED fan. With 42 LEDs mounted on the blades, the LED Art Fan spins and flickers at a brazillian* RPM to create beautiful persistence of vision images. Of course, beauty is in the eye of the beholder, so make sure you behold the video below.
Unbelievable bright images 5 megs of memory holds up to 128 individual frames. You can animate, spin, slide, flash and dissolve to your heart's delight. All the while, enjoying the cool breeze from a chromed-up art-deco desktop fan.
Show off your m4d 4rT 5k1Llz using the included software. Import animated GIF files, or draw your own frames. If you've got a logo you want to display, have at it!
The LED Art fan works with Windows 2000 and Windows XP, and requires a serial port. Make sure you read the manual. As highly programmable as this fan is, you don't want to miss a step and end up with something less than cool.
• Your actual RPM may vary. If you don't know how many a brazillian is… well, it's a lot.
Bu vantilatör sizi hem serinletiyor,hemde seçebileceğiniz resimler ile hoş bir görüntü sağlıyor.85 piksel çözünürlüğe sahip fanı bilgisayarınıza bağlayarak 5mb'lık hafızasına yaklaşık 128 resim yükleyebilirsiniz.

Monday, June 25, 2007

TRAIN



BULLET TRAIN
Bullet Train Guide includes history of the Japanese Bullet Train, Bullet Train Speeds, Bullet Train pictures, Bullet Train video and Bullet Train specifications.
Known in the West as the "Bullet Train", the
Shinkansen is a high speed inter city train in Japan.The ride on the bullet train (Shinkansen) is more like an airplane without some of the hassles. Cost wise the bullet train is fairly similar to flying within Japan, but with the advantage that your start and end right in the middle of the city



















Hundreds of rail passengers got more than they had bargained for when the driver of their train asked them to get out and push.
It took more than half an hour to move the stalled electric train 12 feet so that it touched live overhead wires and was able to resume its journey, officials said on Wednesday.
The incident occurred in Bihar on Tuesday after a passenger pulled the train’s emergency chain and it halted in a “neutral zone,” a short length of track where there is no power in the overhead wires.
“In so many years of service in the railways, I have never come across such a bizarre incident,” said Deepak Kumar Jha, a spokesman for Indian Railways.
A train’s momentum usually allows it to continue moving through neutral zones.India’s rail network carries more than 15 million people daily — more than the combined population of Norway and Sweden — but its safety record often comes in for criticism

tımken a century of leadership








The story of The Timken Company starts at a point where traditional success stories usually end, at the conclusion of a long and profitable career. This was when Henry Timken, a 19th century visionary and innovator in carriage manufacturing, patented the tapered roller bearing, in 1898. The following year, he formed a company to produce his innovation. Through a century, the company grew to make bearings of all types, specialty steel and an array of related products and services. That growth has included a number of acquisitions, the largest of which was The Torrington Company, in 2003. Today, The Timken Company is a global leader in friction management and power transmission.Timken has ranked among the 250 largest U.S. industrial corporations since the 1920s, and its story is linked with the major technological and institutional developments that have shaped our age. It would be hard to overstate the importance of anti-friction bearings and the processes used to make them in the advancement of work and living standards in the 20th century and beyond. And, the company has remained committed to shareholder value, paying dividends every quarter since becoming a public company in 1922.
Both the distinctiveness and the strength of the company's character have derived largely from the sustained role of its founding family, which has maintained a financial stake in the firm and has provided leadership over the generations. Since its founding by Henry Timken in 1899, the company has had five chairmen, all Timken family members. After becoming a public company in 1922, the company adopted a practice of engaging professional executives to lead the company. The result is a highly cohesive management culture based on a shared sense of purpose built around pride of product, led today by Chairman Tim Timken (Henry's great-great grandson) and President and CEO Jim Griffith. There is an identity embodied in the Timken name that has stood firm for more than 100 years and which has come to stand for many worthy things: ethical business practices, quality products, innovation and independence of thought

Tuesday, May 8, 2007

KUSURA BAKMAYIN!...

MERHABA ARKADAŞLAR EV DEĞİŞİKLİĞİ DOLSYISIYLA BİR MÜDDET ZİYERTLERİNİZE CEVAP VEREMEYECEĞİM AMA İŞLER BİTSİN BAĞLANTI OLSUN BOL BOL ZİYARET EDER TELAFİ EDERİM BU ESNADA BENİ YALNIZ BIRAKMAYAN ARKADAŞLARIMA TEŞEKKÜR EDERİM.

Thursday, April 19, 2007

3D Studio Max


3DStudio Max ile 3. boyutu keşfedin. Bu set sayesinde 3 boyutlu çizim programları arasında en çok kullanılan 3D Studio Maxin derinliklerine inecek ve dairelerden-kürelere geçiş yapacaksınız. 3ds max ile kısa kısa... Etkileşimli ve gerçek zamanlı çalışma ortamına sahip en kapsamlı 3 boyutlu modelleme, aydınlatma, canlandırma ve kaplama yazılımı. Satışa çıktığı 1995 yılından bugüne kadar 65in üzerinde teknoloji ödülü almış olan 3ds max, 140.000i aşan kullanıcısıyla, özel efektler, karakter canlandırmaları ve oyun üretimi için geliştirilmiş olan en kapsamlı, nesne yönelimli, modelleme, kaplama ve canlandırma yazılımıdır. İlk bakışta dikkat çeken özellikler şu şekilde özetlenebilir; Kullanıcı Arayüzü 3ds maxin satışa çıktığı ilk günden beri büyük beğeni toplayan kullanıcı arayüzü, her yeni sürümde geliştirilerek kullanıcıların yazılımdan en yüksek verimi almalarını sağlamaktadır. Modelleme Araçları Modelleme süreci, 3 boyutlu görselleştirme ve canlandırma çalışmalarının en çok zaman alan bölümü sayılmaktadır.Modelleme çalışmalarında kullanıcılara esnek bir çalışma ortamı sunan 3ds max, farklı yüzey tipleri ile çalışma yeteneğine sahiptir. Modelleme çalışmalarında nesne seçim işlemleri çalışma süresini büyük ölçüde etkilemektedir. Malzeme Tanımlama, Aydınlatma ve Kaplama Malzeme tanımlaması, modellenen nesnelere kimlik kazandıran en önemli etkenlerden birisidir. Nesnelere uygulanacak tüm renk ve dokular 3ds maxin esnek malzeme düzenleyicisi içinde oluşturulmaktadır. Radiosity Autodeskin Lightscape aydınlatma yazılımının teknolojisi üzerine geliştirilmiş olan Radiosity sistemi, sahnelerde gerçek dünya ışıklarının kullanılmasına olanak sağlamaktadır. "Lumen", "Candela" ve "Lux" gibi gerçek aydınlatma değerleri ve "Kelvin" değerinden renk bilgisi içeren ışık kaynaklarını kullanan Radiosity sistemi, aynı zamanda aydınlatma elemanları üreten firmalara ait IES veri dosyaları ile aydınlatma alanı tanımlarını da kullanabilmektedir. Canlandırma Karakter canlandırmalarında oluşturulan hareketlerin ve figürlerin yeniden kullanılabilir olması büyük önem taşır. Bu amaçla, birçok kullanıcı hareket kütüphaneleri olarak tanımlanabilecek veriler oluşturmayı ve bunları birleştirerek yeni canlandırmalar hazırlamayı tercih etmektedir.Canlandırma sürecinde nesne hareketlerinin düzenlenmesi ve zamanlamanın doğru şekilde ayarlanması istenen etkinin yaratılmasında büyük önem taşır.Bu amaçla farklı hareketler arasındaki geçiş sürecinin düzenlenmesi ve geçiş süresinin zamanlaması iki ayrı iş olarak ele alınabilir ve uygulanabilir. Nesne Dinamiği 3ds max, nesnelerin etkileşimlerini canlandırmada kullanılan nesne dinamiği sistemi için discreetin reactor canlandırma sisteminin tüm özelliklerini kapsamaktadır. Havok Dynamicsin birçok alanda ödül almış Havok Pro çözümleme sistemi üzerine geliştirilen reactor, 3ds maxin içerisine eksiksiz olarak eklenmiştir.reactor, gerçek dünya fizik kurallarına uygun olarak yumuşak nesne dinamiği (soft-body dynamics), katı nesne dinamiği (rigid-body dynamics), kumaş, sıvı ve ip canlandırmalarını çözümleyen bir

7 YILDIZLI OTEL DUBAİ SÜPERRR DEĞİLMİ?

7 Star Hotels in Dubai
Dubai 7 Star Hotel offers excellent services to its discerning guests starting with a warm welcome. The guest rooms are elegantly decorated and furnished with gorgeous furniture, modern paintings, fine carpets, lavish ceiling decorations. Guest rooms at these hotels are complimented with impeccable service, modern facilities like AC, telephones, minibar, lavish baths with Jacuzzi.
WELCOME to Burj Al Arab Hotel having a unique attractive architecture depicting the advancement in modern architecture of Dubai launched in Dec 1999.
The Burj Al-Arab Hotel in Dubai is the tallest hotel in the world. The hotel has been given a 7-star rating and all rooms come with a personel butler and all rooms are suites.Offering the highest levels of personalised service in the most luxurious surroundings imaginable, your private butler will ensure that every little need is met.At night, it offers an unforgettable sight, surrounded by choreographed colour sculptures of water and fire. This all-suite hotel reflects the finest that the world has to offer.




JAPONYADA BİLİM VE TEKNOLOJİ

Japonya teknolojinin en önemli odaklarından biridir. Bilgisayardan nükleer enerjiye, havacılıktan haberleşmeye kadar birçok alanda teknolojinin öncülüğünü yapmaktadır. İlerlemenin itici gücünü, özel sektör, üniversiteler ve devlet üç koldan yapmaktadır.
Uzay teknolojisi: Japonya bu alanda yaptığı çalışmalarla haberleşme, meteoroloji, coğrafya, yayıncılık gibi birçok sektöre uzayın katkılarını sağlamış durumdadır. Bu amaçla birçok uydu yörüngelerine yerleştirilmiş, hizmet vermektedir. Sözkonusu uydular 1986 yılından itibaren Japon yapımı roketlerle fırlatılmıştır. Japonya'nın geliştirdiği ataletli güdüm sistem ve bir ikinci aşama motorlu H-1 roketini kullandığı bu tarih ülkedeki uzay çalışmaları açısından da bir dönüm noktası olmuştur. Japonya halen kendi gerçekleştireceği insanlı uzay uçuşlarının çalışmalarını sürdürmektedir. Bu arada, uzay istasyonu gibi insanlı ve büyük kapsamlı uzay çalışmalarının içinde aktif biçimde bulunmaya da özen göstermektedir.
Havacılık: Havacılık, Japonya'nın iddiayla geliştirdiği teknolojilerden biridir. 1980'li yıllarda XS-11 ve diğer sivil ulaşım uçakları üzerinde yapılan başarılı çalışmalar, Boeing-767 yolcu jetinin üretilmesi Japon havacılığı açısından tarihi bir dönemeç oluşturdu. Bu alandaki araştırma ve çalışmalar, Japonya'nın bu konuda en önemli rekabetçi ülkeler arasında yer almasına yetecek ölçüdedir.
Nükleer teknoloji: Japonya'da 35 ticari nükleer reaktör bulunmaktadır. Bu reaktörler sayesinde toplam elektriğin yaklaşık yüzde 30'u üretilebilmektedir.






















Alınan bütün etkin önlemlere rağmen, bu konudaki çalışmalara aralıksız devam edilmektedir. Nükleer tehlike anında tehlike önleme sistemlerinin geliştirilmesi ve güvenliğin maksimum düzeyde sağlanması, bu çalışmaların başlıca amacını oluşturmaktadır. Bunun yanısıra nükleer füzyon alanındaki çalışmalar da ülkeyi, ön sıralara taşımıştır. 1985 yılında yapılan JT-60 reaktörü birkaç yıl içinde, o tarih için dünyadaki en yüksek enerji-denge koşullarını yakalamayı başarmıştı.
Biyoloji: Bu alanda elde edilen bulgular, bilgiler çevre, balıkçılık, tarım, gıda sanayii, kimya endüstrisi, ormancılık gibi çok çeşitli sektörlerin gelişimini sağlayan önem veriler olmaktadır. Bu alandaki çalışmalarda genetik ön plana çıkmaktadır. Genetik mühendisliği alanındaki çalışmalar, baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. Gen haritasının çıkarılmasından, genlerin birbirleriyle ilişkileri ve işlevleri, kanser araştırmaları, hormonlar, ender tıbbi maddelerin üretim teknikleri, biyo-kimya, yeni tür tarım bitkileri ve besi hayvanlarının geliştirilmesi gibi faaliyetler, bu kapsam içerisinde görülmekte ve bu konuda elde edilen yeni veriler sık sık medya organlarında haber olmaktadır.
Deniz araştırmaları: Bu araştırmalar, denizlerin korunması, enerji, deniz alanlarının kullanımı, biyolojik kaynaklar, deniz dibi zenginlikler gibi konuları kapsamaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar da tıptan enerjiye, gıda sanayiinden genetiğe kadar birçok alana katkı sağlamaktadır. Japonya deniz ve okyanus araştırmaları konusunda da dünyanın önde gelen araştırmacı ülkeleri arasında yer almayı sürdürmektedir.
Yüksek iletkenler: Bazı metal ve benzeri maddelerin belirli bir ısının altında soğutulduğunda, direnç göstermeksizin elektriği iletme yeteneği anlamına gelen yüksek iletkenlik, 1990'lı yıllarda ileri teknolojide iddialı ülkeler arasında başlıca rekabet alanlarından birini oluşturuverdi. Yüksek iletkenlik, elektrik enerjisi nakli, enerji depolama, manyetik ulaşım, bilgisayar, nükleer füzyon gibi alanlarda büyük avantajlar sağlaması yüzünden kazandığı stratejik önemini sürdürmektedir. Japonya ayrıca Maglev (manyetik kaldırma gücüyle havada giden) trenler, optik fiber iletişim (haberleşme), yüksek tanımlı televizyon, bilgisayar teknolojilerinde de dünyanın öncü birkaç ülkesinden biri olmayı
Made In Japan
Bu Japonlar çok ilginç ve çok zekiler. İnsanın aklına gelmeyecek icadlarda bulunuyorlar.Sadece teknolojik icatlar değil her alanda kullanılabilecek şeyler. İşte size birkaç fotoğraf. Ne kadar ilginç ve hatta komik olduklarını şaşkınlıkla görebilirsiniz.Hepsi de made in Japan :)








Yağmurda yürürken ayakkabılarınız ıslanmasın içine su kaçmasın..



















Bebeğiniz artık rahat rahat istediği gibi yerlerde sürünebilir!

Yağmurda elbiseleriniz ıslanmasın. Muhteşem fikir bence!

JAPON HARİKASI BİR PLAJ





























Wednesday, April 4, 2007

SAYIN ÖCALAN !...

Önce şaka sandık.Tayyip Erdoğan "Sayın Öcalan "demiş.Dalga geçiyorlar diye düşündük."Hayır, Cumhuriyet gazetesi yazmış ne şakası" dediler.Ama yeni dememiş, yedi yıl önce hapisten çıktıktan sonra Avustralya'ya gitmiş orada radyo röportajında söylemiş.E, ne fark eder?Katil o zaman katil değil miydi?Gerçek değildir dedik sonra, birileri Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi birilerini tuzağa düşürmeye çalışıyordur."Hayır, ses kaydı var" dediler.Dinledik, gerçekten de Tayyip Erdoğan'ın sesi.Yani haber doğru.Üstelik bizim haber merkezi ropörtajı yapan radyo yapımcısıyla konuştu "Evet Erdoğan benimle yaptı söyleşiyi ve sayın Öcalan dedi " diyor adam.Yani haber gerçekten gerçek."Of " dedim Adnan'a."Habere bak. Bomba."Türkiye'nin Başbakanı, Cumhurbaşkanı adayı 30 bin kişinin ölümünden sorumlu bir teröriste "Sayın Öcalan" demiş."Akşama Ana Haber Bültenleri karışır.Yarına gazeteler yıkılır" dedim.Adnan güldü.-Görmeyecekler."Nasıl?" dedim."Böyle bir haber nasıl görülmez?"-Doğru mu?-Doğru.-Ses kaydı var mı?-Var.-Ses Tayyip Erdoğan'a mı ait ?-Evet, ona ait.-Yalanlama geldi mi?-Hayır gelemedi.Üstelik şöyle diyor Tayyip Erdoğan;"Sayın Öcalan düşüncelerinden ötürü değil, şu anda almış olduğu kellelerin hesabını veriyor.Kelleler kim?Şehit Mehmetçikler.Yani daha 20 yaşında anasından, babasından, kardeşinden, sevgilisinden ayrılıp bilmediği dağlarda tanımadığı adamlar tarafından vurulan çocuklar onlar.Hiç çocuğu olamayacak çocuklar.Hiç günahı olmayan çocuklar.Onlara 'kelle" denir mi ?Bir vatandaş olarak soruyorum :Böyle biri ülkeye Başbakan, Cumhurbaşkanı olabilir mi ?Bir gazeteci olarak soruyorum:Böyle bir haber görmezden gelinebilir mi ?Adnan güldü.Göremezler."Yahu" dedim, "DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'e ,Sayın Öcalan dediği için daha yeni altı ay hapis cezası verilmedi mi ?"Derdim Tayyip Erdoğan ceza alsın filan değil.Konumuz bu değil sonra.Ama bu haber nasıl görülmez?Buna inanmam çok zordu.Hemen örnekler vermeye başladım."Örneğin" dedim,"düşün ki ABD'de seçim zamanı ve Başkan Bush'un birkaç yıl önce bir konuşmasında "Sayın Usame Bin Ladin" dediği ortaya çıkarılıyor,ne yani o zaman Washington Post, New York Times, CBS, ABC, CNN vesaire bu haberi görmezden gelebilir mi ?Amerikan medyası buna dayanabilir mi?Amerikan halkı bu söze katlanabilir mi ?Devam ettim.Ne yani şimdi her şeyin analizini yapmaya bayılan büyük genel yayın yönetmenleri bu haberi görmeyip, bundan birkaç yıl sonra "neden o zaman Sayın Öcalan haberini görmedik?" diye yazarak mesleki vicdanlarını temizlemiş mi olacaklar? Böyle bir mesleki ayıp neyle yıkanarak temizlenir?Böyle bir ayıba kulp takılabilir mi ?Adnan güldü:"Var mısın iddiaya?"İddiaya girmedim, çünkü o saatlarde haberi gören bir kaç internet sitesi sayfalarını değiştirip, haberi geri çekmeye başladılar.Ğözlerime inanamadım.Hala da inanamıyorum.Sizler izleyici olarak,okur olarak,haber alma hakkına sahip vatandaşlar olarak bu haberi gazetelerde –birkaçı hariç- ya görmediniz ya da iç sayfalarda küçücük gördünüz.Bu haberi ana haber bültenlerinde neredeyse hiç izlemediniz.Türk basını üzerindeki müthiş baskının en büyük ispatıdır bu.Yoksa bu sessizlik inanılmaz.Kabul edilemez.Ne yapmalı?Ben kendi adıma bu ses kaydını dört bir tarafa gönderiyorum.Haberi olmayanların haberi olsun, yazmayanların canı sıkılsın, ruhu daralsın, yazamayanların içi rahatlasın ve basına böylesine baskı yaparak iktidar olmaya çalışanların yüzü kızarsın, gücü kırılsın diye.İşte Tayyip Erdoğan'ın "Sayın Öcalan"ını sayfanın altına koyuyorum .Siz de dinleyin, kendiniz karar verin.Haber olur mu olmaz mı ?Olursa herkese gönderin, herkesin haberi olsun .Bu sessizliği yırtın.
Habere yorum eklemek için ve videosunu izlemek için bu adrese girebilirsiniz.

Tuesday, April 3, 2007

AŞI TAKVİMİ

Aşılanmayla, enfeksiyon hastalıkları önlenebiliyor. Bu sayede, ölümcül olabilen bazı hastalıkların görülme sıklığında belirgin bir azalma sağlanabiliyor.

TED İstanbul Koleji doktoru Dr. Rüçhan Altuğ, Türkiye’de her yıl aşı ile korunabilir hastalıklar nedeniyle yaklaşık 12 bin bebeğin öldüğünü hatırlatarak, aşılanmanın ve tekrarı gereken aşıların takibinin önemine dikkat çekiyor.
Kitle aşılama programları ve çocukların rutin aşılanmalarıyla difteri, tetanos ve çocuk felci nadir görülen hastalıklar arasına girerken, günümüzde çiçek hastalığına hiç rastlanmamakta. Hastalık oluşmadan, aşıyla vücuda verilen antijenle, antikor (vücudu koruyan madde) üretimi sağlanıyor ve hastalık etkeni ile karşılaşıldığında vücut kendini korumaya hazır oluyor. Aşılar tek veya karma olarak uygulanabiliyor. Bazı aşılar tek doz verildiğinde ömür boyu koruyuculuk sağlarken, bazılarının ise tekrarı gerekiyor. Bir aşının koruyucu etki gösterebilmesi için uygun yaşlarda ve aralıklarda yaptırılması gerek. En üst seviyede koruma için “Aşı Takvimi”ne uymak gerekiyor. Hepatit B, Verem, Difteri, Tetanos, Boğmaca, Çocuk Felci, Menenjit, Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık, Su Çiçeği, Hepatit A hastalıkları ile bunlara bağlı ölüm ve sakatlıkları engelleyebilmek için, ebeveynlerin bebeklerini doğdukları ilk aylardan itibaren aşılatmaya başlamaları şart.
aşı takvimi için tıklayın...

Saturday, March 31, 2007

BEBEK ODASI NASIL OLMALI?

Bebek Odası Nasıl Olmalıdır?
Hamileliğin ve bir çocuk sahibi olmanın en zevkli ve keyifli yanlarından biri bebeğinizin odasını hazırlamaktır.Evimizin en önemli ve yeni üyesi kendi odasının hazırlanması ve dekorasyonu konusunda her ne kadar söz sahibi olamasa da sevgili anne ve babasının onun için en güzel, güvenli ve kullanışlı odayı hazırlayacağını bilmektedir.Doğum yaklaştıkça artan heyecanla aylardan beri hayalini kurduğunuz, o en tatlı ve doyasıya yaşanacak anıların yer alacağı, belki bebeğiniz ile en çok zamanı geçireceğiniz sevgili yavrunuzun odasını tasarlamak zamanı gelir.
NASIL BİR ODA OLMALI?
Odanın görüntü güzelliği ve şıklığı ile beraber, özellikleri, yapısı ve tasarımı çok önemlidir. Bebeğin odasını hazırlarken onun rahatını sağlamak ve tehlikelerden korumak gerekir. Rahatlık ve emniyet bir bebeğin odasında olması gereken en önemli iki özelliktir.İlk olarak evinizdeki hangi odanın bebeğiniz için en uygun oda olduğuna karar vermelisiniz. Unutmayın o sizin en değerli varlığınız, sakın onun için işte bu oda boş, onun olsun, fark etmez demeyin. Bebeğiniz için en uygun ve en kullanışlı odayı seçmeniz ve ona vermeniz gerekir.En uygunu gürültüden rahatsız olmayacak kadar uzak, fakat kolay kontrol edilebilir bir mesafede olan odadır. Kuzey cephesine bakan odaları tercih etmeyin. Odanın kuzey cephesine bakması soğuk ve nemli bir oda olmasını sağlar, ayrıca kuzey cepheleri genellikle problemli, nem ve rutubetli cephelerdir. Odanın doğudan ışık almasını tercih edin. Yatak odalarının doğuya bakması herkes için iyidir. Güneş ışınları sabah rahat ve huzurlu uyanmamızı sağlar. Batıya bakan odalar özellikle yaz geceleri çok sıcak olur.Bebek odasının en önemli özelliği, rahat havalandırabileceğiniz aydınlık bir oda olmasıdır. Lüzumsuz fazla eşya ile dolu bir odada, annenin hareketleri, bebeğin görüş, hareket ve oyun alanı kısıtlanır.Odanın sıcaklığına da dikkat etmek gerekir. Bebek, soğuktan büyüklere oranla daha çok etkilendiği için, nem oranına da dikkat etmek koşulu ile, odanın ne çok sıcak nede soğuk olmaması gerekir, genel olarak 20 - 22 derecede tutulması uygun olacaktır. Yeni doğmuş bir bebeğin solunum yolları hassastır; bu yüzden ısıtıcıların ve radyatörlerin üzerine su kapları koymak gerekir.
ODANIN ZEMİNİ
Bebek odasının zemininin taş, mermer veya seramik gibi soğuk ve sert bir malzeme ile kaplı olmaması gerekir, halı ise alerjik özellikler, hijyen ve temizlik açısından toz ve mikroorganizmalar biriktirebileceği için uygun değildir ve kullanılmamalıdır. Ahşap veya mantar parkeler hem sıcaklık, hem yumuşaklık hem de hijyen açısından çok kullanışlıdır.
RENKLER
Bebeğinizin odasında yağlı boya yerine çabuk kuruyan, koku bırakmayan ve bakteri barındırmayan su bazlı boyaları kullanabilirsiniz. Bebeğinizin gözlerini yormayacak, olumlu etkisi ve sakinleştirici etkiye sahip olan pastel renkler kullanabilirsiniz. Koyu olan renkler odayı küçük ve kasvetli gösterirler açık renkler ise ferah gösterirler. Odaya bir hareket getirmek için aksesuarlarınızı renkli kullanabilirsiniz. Duvarlarını renkli bordürler veya duvar süsleri ile renklendirebilir, bebeğinizin ilgisini çekebilecek neşeli bir hale getirebilirsiniz. Bordürleri ve dekorları duvarda yüksek yerlere doğru yerleştirmek çocuğun bordürleri ve dekorları koparmasını engellemiş olur.
IŞIK VE AYDINLATMA
Bebeğinizin odası rahat havalandırılabilecek ve güneş ışığı alan aydınlık bir oda olmalıdır. Özellikle avizeden gelen ışığın kuvvetli bir şekilde direkt bebeğinizin gözüne gelmemesi gerekmektedir, bu onu rahatsız edecektir. Bebekler ışığa bakmayı çok severler, bundan dolayı odanın ışık kaynaklarının bebeğinizin gözünü rahatsız etmeyecek kadar kuvvette, mümkün ise ayarlı olması gerekir. Gece için de az ışık veren ve emniyetli bir yerde duran gece lambaları tercih edilmeli. Bebek odasında en güvenli ışıklandırma tavandan yani bebeğinizin ulaşamayacağı yerden yapılabilir, unutmayın kolayca kordonları çekilebilecek ve devrilecek aydınlatmalar asla kullanılmamalıdır...
MOBİLYALAR
Bir bebek odasında olması gerek mobilyaların başında bebek karyolası, şifoniyer, elbise dolabı, ve alt açma ünitesi gelmektedir. Bunlara ek olarak emzirme koltuğu, oyuncak sandığı, raflar vs. eklenebilir. Her zaman unutmamanız gereken konu odanın annenin, bebeğin veya çocuğun hareketlerini kısıtlamayacak kadar eşya ile dolu olmasıdır. Mobilya seçiminde dikkat edilmesi gereken konuların başında şunlar gelmektedir ; - Mobilyaların kaliteli ve dayanıklı malzemelerden yapılmış olması gerekir, unutmayın daha ucuz olsun diye alabileceğiniz kalitesiz malzemeler ile üretilen mobilyalar aslında size daha pahalı maliyetler açacaktır. - Çocuğunuzun her zaman küçük kalmayacağını unutmayın ve mobilyalarınızı özellikle elbise dolabını çok küçük ölçülerde ve az derinlikte almayın. - Mobilyaların sadece dış görüntüsüne, şekline ve güzelliğine değil, malzemesine, kalitesine, içlerine, arkalarına, çekmecelerine, çekmece altlarına kadar bakın, inceleyin ve sorun. - Özellikle kullanılan malzemelerin kaliteli olduğundan emin olmalısınız. - Mobilyaların köşeleri sivri olmayan yuvarlak hatlarda olmalı ve bebek veya çocuğunuzun çarpması anında kendisine zarar verecek yapıdan uzak olmalıdır. - Kesinlikle mobilyaların herhangi bir yerinde cam kullanılmamalıdır. Mutlaka mobilyamda cam görüntüsü olsun diyorsanız bu görüntüyü kırılmaz mika ( fleksi ) ile sağlayabilirsiniz. - Duvara monte raflar küçük odalar için çok ideal olabilir, fakat rafın yerleştirileceği yer çok önemlidir, raf; sizin odada hareket ederken çarpmayacağınız ve bebeğinizin veya çocuğunuzun kafasını vuramayacağı, tırmanıp üzerine asılamayacağı veya üzerindekileri aşağıya çekemeyeceği yerde olmalıdır. - Tüm mobilyalar çocuğunuzun tırmanıp veya üzerine asılıp deviremeyeceği şekilde mümkünse duvara monte edilmelidir.
BEBEĞİN KARYOLASI
Karyola ve parmaklıklarda keskin ve sivri olmayan yuvarlak ve bebeğinize zarar vermeyecek hatlar tercih edilmeli ve parmaklıklar inip kaldırılabilir olmalı, Fakat bu işlevi sağlayan mekanizmaların çok güvenli ve doğru uygulanması gerekir. Özellikle parmaklıkların inip kalkmasını sağlayan sustanın bebeğinizin eli ile yetişebileceği, parmaklarını sıkıştırabileceği üst kısımda bulunmaması gerekir, anne ve baba için biraz zor olsa da bu mekanizma mutlaka bebeğin erişemeyeceği alt kısımda olmalıdır. Yatağın kenarları (korkuluklar) bebeğinizin yataktan düşmeyeceği ve atlayamayacağı kadar yükseklikte olmalıdır. Parmaklıkların mümkün olduğu kadar sağlam olması gerekir, lake olan parmaklıkların daha zayıf olan MDF veya sunta dan değil mutlaka sağlam, birinci sınıf ve kuru ağaçtan yapılanlarını tercih edin. Parmaklık araları bebeğinizin kafasının geçmeyeceği kadar yakın fakat elini ve ayaklarını sıkıştırmayacağı kadar mesafeli olmalıdır. Bazı bebek karyolalarının alt kısmında çekmeceler bulunmaktadır, bu çekmecelerin ilk önce dezavantajından bahsedelim, bebeğiniz büyüdüğü zaman onu biraz daha emniyete alıp yatağı aşağıya indirip, böylece korkuluk yüksekliğini arttırmak isterseniz altta bulunan çekmecelerden dolayı bunu yapamazsınız. Yine de benim bebeğimin yatağında çekmece olsun diyorsanız bir bebek karyolasının boyunca uzun tek bir çekmece yerine mutlaka sağlam bir yapıda en az iki çekmeceli olanlarını tercih etmelisiniz. Çünkü uzun çekmeceler diğerleri kadar dayanıklı ve kullanışlı değildir, açıp kaparken esneme yapabilir veya altı çıkabilir.Genç odası olabilen takımlarda, büyüyen karyola diye tabir edilen ve karyolanın ayak ucu kısmına monte edilmiş komodinler veya şifoniyerden oluşan karyolaların ekonomiklik anlamında yararlarıyla birlikte bazı dezavantajı vardır, bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz. İlk olarak diğer karyolalara göre görüntü kabalığı ve büyük yer işgali söz konusudur. Bebeğinizin en çok kullanacağı mobilya olduğu için muhtemelen en çok zarar vereceği mobilyada karyolası olacaktır, bu durumda bu karyola büyüdüğü zaman bir tadilat veya yeni boya gerektirecektir. Bu tip karyolalarda ayak ucunda bulunan komodinler bebeğinizin el ve parmaklarını sıkıştırması açısından tehlike yaratacaktır. Ayrıca ayak ucunda bulunan modül diğer şifoniyerlere daha yüksekte olduğundan bebeğinizin altını değiştirirken siz alçakta kalacaksınız. Alt değişimini yapacağınız modül her iki tarafı açık olduğu için bebeğinizin kontrolü daha zor ve tehlikeli olacaktır. Bebeğiniz ayak ucundaki modüle tırmanabilir ve bu modülün çekmecelerini çekebilir, ellerini sıkıştırabilir. Ekonomik ürün olması açısında karyoladaki yatağın uzun ve ayak ucuna kadar olması gerekir, yoksa tekrar yatak satın almanız gerekecektir, bu durumda lastikli çarşaf kullanamaz ve yatağı kolayca yerinden çıkarıp temizleyemez ve havalandıramazsınız. Bebeğinizi biraz büyüdüğü zaman daha fazla emniyete almak için karyolanın altını daha fazla indiremezsiniz.
BEBEK YATAĞI
Yatak seçiminde mümkünse antibakteriyel ve doğal kauçuktan imal edilmiş lateks yataklar tercih edilmelidir, fakat bu yataklar diğerlerine göre daha pahalıdır. Bunların dışında uygunu orta sertlikte bir yaylı (yarı ortopedik) yataktır. Piyasalarda 70 x 130 cm. veya 70 x 140 cm ebatlarında iki çeşit yatak bulunmaktadır, fakat bazı yatak üretici firmalar istenilen ölçüye uygun yatak üretmektedirler. Genellikle çocuğunuz bu yatakları 4 – 4,5 yaşına kadar kullanabilir. Yatak karyolaya tam oturmalı, bebeğin kolunu ya da kafasını sıkıştırabileceği boşluklar olmamalıdır. Yatağın daha temiz kalması açısından yıkanabilir yatak koruyucu kullanabilirsiniz. Çarşaf ile yatak arasına sıvı geçirgenliğini önleyecek bir koruyucu ( alez ) takılmalıdır. Böylece kusma, çiş gibi sızıntıların oluşturacağı, temizlendiği halde oluşacak bakterilere ve kokuya engel olabiliriz.
YATAK ÖRTÜLERİ VE DİĞER TEKSTİL ÜRÜNLERİ
Kolaylık açısından bebek yatarken toplanmaması için lastikli çarşaf kullanabilirsiniz, yeni doğan bebeğinizin hassas teni için çarşafınızın venevresim takımınızın mutlaka %100 pamuklu kumaştan olması gerekmektedir. Sentetik ürünler tercih edilmemelidir. Fırfırlı, dantelli, fiyonklu örtüler, perdeler şık ve gösterişli durmasına karşılık, kıvrımlar arasında toz oluşacağı haşerelerin saklanabileceği ve üreyebileceği bir yer olduğu için tercih edilmemelidir. Daha sade kolay temizlenip, yıkanıp ütülenebilen yatak örtü takımları ve nevresim takımları seçmek daha yerinde olacaktır. Yatak kenar, baş ve ayak ucu korumaları fermuarlı dışı yıkanabilen içinde tekrar kumaşla kaplanmış süngerden oluşmalıdır, maliyeti ve işçiliği daha ucuz olan içinde elyaf bulunduran korumalar zamanla kendini bırakacak ve görevlerini yerine getiremeyeceklerdir. Yatağın kenarına koyacağınız kenarlıkların bağcıklarının uzun olmamasına dikkat edin. Alt değiştirme ünitenizde ise kumaş bir alt açma minderi; hijyen, temizlik ve kullanım açısından iyi olmayacaktır, çünkü bebeğinizin altını değiştirirken ıslanan, kirlenen alt açma minderinizi yıkadığınız zaman günde birkaç defa altını değiştireceğiniz için temizleyip, kurutup bunu tekrar kullanamayacaksınız. Bundan dolayı piyasalarda satılan temizliği ve kullanımı kolay kumaş olmayan alt açmalardan temin edebilir, bunu kullanırken üzerine pamuklu bir kumaş veya havlu koyabilirsiniz.
ALT AÇMA ÜNİTESİ VE ŞİFONİYER
Alt açma veya eğer şifoniyerinizin üzerini bu iş için kullanıyorsanız, bu üniteler bebeğinizin ilk yaşlarında sizin en çok kullanacağınız mobilyalar olacaktır. Bu ünitenin boyu mutlaka bebeğinizin altını değiştirebileceğiniz en uygun yükseklikte olmalıdır. Çekmeceleri, rafları ve üst tablası ile her bakımdan kullanışlı ve kolay temizlenebilir olmalıdır. Bazı mobilya firmalarında ilk senelerde üzerinde özel ve emniyetli alt açma modülü bulunan ve daha sonra değiştirebileceğiniz yedek üstü ile kullanabileceğiniz alt açmalı şifoniyerler bulabilirsiniz. Alt değiştirme ünitesinin yeri iyi düşünülmelidir, bebeğinizin altı değişirken hava akımının olmayacağı, ışığın sizin iyi görebileceğiniz fakat bebeğin gözlerini rahatsız etmeyecek şekilde gelmesini sağlamalısınız.
ELBİSE DOLA
BIBebeğinizin her zaman küçük kalmayacağını unutmayın ve özellikle elbise dolabını büyükçe tercih edin, daha sonra odaya eklemek isteyeceğiniz bir mobilya modülü size daha masraflı olacaktır. Belki en çok harcamayı yapacağınız bu ünite için tüm mobilyalarınızda olduğu gibi elbise dolabınızın da kalitesine dikkat ederek, özellikle kapakların ve çekmecelerin çok ağır olmamasına, rahat açılır ve kapanır olmasına, menteşelerine ve raylarına, çekmece altlarına ve dolap arkasına çok dikkat edin. Tekrar sökülüp monte edilebilmesi için dolap arkalığının çivi ile değil vida ile takılmasına özen gösterin. Tasarımı açısından görüntü güzelliğiyle birlikte kullanışlı olmasına ve sizin beklentilerinize cevap vermesi gerektiğini unutmayın, bebeğinizin odasının en düzenli şekilde kalabilmesi için çok iyi dizayn edilmiş bir elbise dolabınıza ihtiyacınız olacaktır. Bu dolabın bir kısmını çocuğunuzun oyuncaklarını muhafaza etmek içinde kullanabilirsiniz. Elbise dolabında kesinlikle camlı kapaklar tercih etmeyin, çocuğunuzun güvenliği için mutlaka bu görüntüde bir dolap istiyorsanız bunu kırılmayan mika ( fleksi ) ile sağlayabilirsiniz. Elbise dolabının önüne kesinlikle bebek karyolasını koymayın, deprem gibi doğal afetler sonucu elbise dolabınız çocuğunuzun karyolasının üzerine devrilebilir. Eğer başka türlü bir yerleştirme yapamıyorsanız, mutlaka elbise dolabını duvara monte ettiriniz.

Thursday, March 29, 2007

BEBEKLERDE UYKU DÜZENİ

Bebeğinizin uyuma ve beslenme zamanı ve süresi bu dönemde giderek daha düzenli bir hal almaktadır. İki beslenme arası zaman 3 saate hatta daha fazlasına uzar. İki aylık bebekler, doğum tartısı ve başka kimi faktörlere de bağlı olarak, gece uyku saatlerini de artırırlar. İkinci ay artık bebeğinizi günlük aile düzeninize alıştırma zamanının da başlangıcıdır. Artık, geceleri yatmadan önce bebeğinizi uyandırıp son bir kez besleyebilir, sabahları onu uyandırarak güne sizin uygun gördüğünüz zamanda başlamasını sağlayabilirsiniz. Bebeğinizin, huzursuzluk ve ağlama dönemleri de artık daha düzenlidir; genellikle günün sonundadır ve huzursuzluğu kaka yapmayla sona erer. Bebeğiniz emmeye ve uyumaya kendini hazırlamıştır.
Dört aylık bebek ve uyku
Bu dönemde uyku konusunda temel sorun bebeğinizin gece uyku düzenidir. Dört aylık bebek, bırakıldığı yerde uyumalı, ve uykusu ortalama 8 saat kesintisiz sürmelidir. Bebek için "kesintisiz uyku" nun anlamı, derin uykudan hafif/yüzeyel uykuya geçiş aşamalarını uyanmadan atlatmasıdır. Hafif uykuya geçen bebek, ağlar, sesler çıkarır, yatakta döner, ama unutmayın, tüm bunlar olurken hala uyumaktadır ve uyku içi bu geçiş aşamalarında kendi kendini sakinleştirerek/rahatlatarak derin uykuya geçmeyi öğrenmelidir. Bebeğin uyumayı “öğrenmesi” konusunda ailelere önemli bir görev düşüyor; bebeklerin mutlak anne baba desteğine ihtiyaçları vardır, ama anne-babaların genellikle yaptıkları, bebeğin sesini duyar duymaz onu kucaklarına alıp, kendi kendilerine derin uykuya geçmelerine engel olmaktır. Bu tür yanlış yaklaşım, 3-4 saatte bir hafif uykuya geçen bebeğin her seferinde uyanma ve beslenmeye alışması ve bunu rutin uykunun bir parçası olarak algılamasıdır. Bu alışkanlık bir yerleşti mi, ilerleyen aylarda değiştirmek çok daha zordur
Yedi aylık bebek ve uyku Her ne kadar bebeğiniz 7. Aya kadar geceleri kesintisiz 8-12 saat uyumayı "öğrenmiş" de olsa, oturmak, sürünmek, emeklemek gibi bu dönemde kazandığı yeni yetenekler, geceye de taşınacak ve kimi sorunlar çıkaracaktır. Yeni durum, gece uyanmalarını kolaylaştıracak, tekrar uykuya dalmayı güçleştirecektir.
Benzer güçlükler, gündüz uykuları için de geçerlidir. Anne-babaya düşen, 4. ayda yaptığımız önerileri tekrar uygulamaktır. 7 aylık bebek, kesintisiz gece uykusu yanında öğleden önce ve sonra birer kez olmak üzere toplam en az iki gündüz uykusu uyumalıdır. Uyumasa bile, bu saatleri yatakta kendi başına geçirmeyi öğrenmelidir. Buna sadece bebeğin değil, anne-babanın da ihtiyacı vardır.
Dokuz aylık bebek ve uyku
Daha önce söylediğimiz gibi, kazanılmış yeni yetenekler, uyumayı güçleştirmektedir. Dokuz aylık bebek, artık kendi kendine ayağa kalkabilir, geceleri de kalkacaktır, hem de siz onu uyuması için yatağına bırakıp odasından çıkar çıkmaz! Bu olay, belki on defa tekrarlanacaktır! Bu durumun üstesinden gelebilmek için "kararlı" olmalısınız. Tekrar tekrar ayağa kalkma ve ağlamalar üzerine onu yatağından alıp salona geçmeyin. Kesinlikle yataktan kalkmasına izin vermeyin, kararlılığınızı görsün, uyuması gerektiğini anlasın. Gece uyanmaları sırasında da aynı yöntemi uygulamalısınız.
9-12 ay
Bu aylarda muhtemelen bebeğiniz geceleri 10-12 saat ve gündüzleri iki kez yarım-2 saat uyuyor olacaktır. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.
12-18 ay
Bu aylarda bebeğiniz günde 13-14 saat uyuyacaktır. 18 aylık olduğunda günde iki kez olan kısa gündüz uykularını öğleden sonraları yarım-iki saatlik tek uykuya indirebilir. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.
18- 24 ay
Geceleri 10-12 saat, gündüzleri 2 saatlik bir öğlen uykusu yeterli olacaktır. Bu aylarda çocuğunuz oluşturduğunuz alışkanlıkları yıkabilmek için çeşitli hilelere başvurabilir.

LUTFEN BANA DOKUN

Ben senin cocugunum lutfen bana dokun
Dayan...ihtiyaclarimi karsilamak icin yollar bul
iyi geceler sarilmasi ruyalarimi daha da tatlilandirir...
gunduzleri bana dokundugunda,
bana gercekten nasil hissettigini gosterir

Eger senin blug cagindaki cocugunsam lutfen bana dokun
Neredeyse buyudum diye beni hala kolladigini bilmeme gerek olmadigini dusunme
sevgi dolu kollarina, yumusak bir sese ihtiyacim var

Eger senin arkadasinsam...lutfen bana dokun..
Sicak bir sarilmadan daha fazla bana deger verdigini gosteren bir davranis yok
kendimi kotu hissederken sifalandirici bir dokunma,
sevildigime emin olmami saglar ve yalniz olmadigimi anlamami
seninki belki de alacagim tek rahatlatici dokunustur

Eger senin hayat arkadasinsam lutfen bana dokun
Tutkunun yeterli oldugunu dusunebilirsin ama sadece kollarin korkularimi alip goturur...
senin yumusak destekleyici dokunmana ihtiyacim var,
sadece ben oldugum icin sevildigimi hatirlamam icin

Eger senin buyumus cocugunsam lutfen bana dokun.
Tutunmak icin kendi ailem olsa da, canim acidiginda
hala annemin ve babamin kollarina ihtiyacim var
anne babalarin gorusleri farkli, bu goruslerinizi simdi daha cok taktir ediyorum

Eger senin yaslanan ebeveyninsem.lutfen bana dokunElimi tut, bana yakin otur, bana guc ver
ve yakinliginla benim yorgun vucudumu sifalandir.

Cildim burus burus ve kirisik da olsa, oksanmayi sever korkma

Sunday, March 25, 2007

Hiçbir Sevgi,Şevkat,Anneninkinin Yerini Tutamaz...

Bir bebeğin anne karnında oluşumunu hissetmek,bir hayat dünyaya getirmek muhteşemdir.Birde o karnınızdaki kutsal varlığın neler yaptığını görebildiğinizi hayal edin...
Artık hayal etmenize gerek yok.İşte bir bebeğin annesinin karnında neler yaptığını izleyebileceğinizo muhteşem video;
Anne Karnında Bir Bebeğin Oluşumunu İzlemek İçin Tıklayın...
http://www.inanilmaz.org/anne-karninda-bir-bebegin-olusumu.htm

Thursday, March 22, 2007

TELEVİZYON VE ÇOCUK

Televizyon çocukların ilk aylardan itibaren ilgisini çeken bir araçtır.Birkaç aylık bebekler bile bu renkli, hareketli ve sesli görüntüyle ilgilenirler, görme alanları içinde takip edebilirler. Bebekler büyüyüp özellikle müziğe ilgi duymaya başladıkça müzik eşliğinde verilen görsel olarak vurgulanan görüntülere daha fazla ilgi duymaya başlarlar. Televizyonda söz ve görüntü bir arada verildiği için çocuklar çok kolay etkilenirler. İyi seçilmiş programlar izlettirildiğinde çocukların bilgisini, hayal gücünü artırabilir. İlk yıllarda özellikle reklamlar bebeklerin ve çocukların ilgisini daha fazla çeker. Müzik kanalları da aynı şekilde müzik-ritm ve renkli görüntülerin eşlik ettiği klipler nedeniyle ilgi çekici olur. Bu dönemde fazla televizyon karşısında tutulan çocukların televizyon izleme alışkanlıklarının gelişmeye başladığı bilinmektedir. Özellikle de çocuğa rahat yemek yedirmek veya onun sakince oturmasını sağlamak amaçlı olarak televizyon seyretmeye teşvik edilen çocukların okul yıllarında da sürdürecekleri şekilde televizyon izleme alışkanlığı gelişmektedir. Ayrıca anne-babası çok televizyon izleyen çocukların da yine model alma yoluyla zaman geçirme ve eğlenme aracı olarak televizyonu tercih etmeleri söz konusudur. Küçük yaşlardan itibaren televizyon izleme saatleri sınırlandırılmayan çocuklar okul yaşlarında televizyon bağımlısı olmaya aday olmaktadırlar. Kontrolsüz şekilde televizyon izlettirilen çocukların yorum yapma, muhakeme etme yeteneklerinin olumsuz etkilendiği bilinmektedir. Çünkü televizyon izlemek tek yönlü, pasif bir etkinliktir. Oysa en etkin öğrenme yolu deneyerek yaşayarak öğrenmedir. Fazla televizyon karşısında kalan çocuk direkt bilgi almaya alışır ve etkileşim içine giremez. Bu nedenle televizyonun olumlu etkileri ancak sınırlı ve seçilmiş programların izlenmesiyle sağlanabilir.Çocuğun bebekliğinden itibaren televizyonun aynı ortamda açık olmasında bir sakınca yoktur. Hatta bol işitsel uyaran içermesi bakımından yararları da olabilmektedir. Ancak bu, çocuğun televizyon karşısına oturtulup başka uyaran verilmemesi anlamına gelmemelidir. Aslında çocuklar 2 yaşlarından itibaren televizyon karşısına oturup kısa çizgi filmler izleyebilirler. Ya da eğitimsel içerikli çocuk programlarını izlemeleri uygundur. Ama bebeklikten itibaren izlenen müzik kanallarının çocukların dil ve iletişim becerileri üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Çocuklar okul öncesi dönemde çizgi filmler, çocuk filmleri ve eğitimsel programları izleyebilecek dikkat ve sabır süresine sahiptirler. Yani bir saat civarı televizyon başında oturabilirler. Bu süreyi aşmamak uygun olur. Çünkü bu dönemdeki çocuklar çok alıcıdırlar ve zihinsel gelişimleri için gerekli olan başka bir çok faaliyetle ilgilidirler. Öğrenmenin en yoğun olduğu bu dönemde tek yönlü bir etkinlik olan televizyon ile doldurmamak gerekmektedir. Ayrıca bu yaşlarda çocuklar yaşam rutinleri konusunda alışkanlıklar edinirler. Sürekli televizyon izleyen çocuklar bunu alışkanlığa dönüştürmekte ve bir çok gelişim alanında yetersiz uyaranlar nedeniyle geri kalabilmektedirler. Özellikle okul çağına gelindiğinde televizyon alışkanlığı nedeniyle okul ve derse uyum ve uygun çalışma alışkanlıkları geliştirme konusunda ciddi sorunlar yaşanabilmektedir. Bazen çocuklar için hazırlanan programlar ve çizgi filmler de şiddet ve uygun olmayan görüntüler içerebilmektedir. Buradaki denetim yine ailelere düşmektedir. Televizyon için ayrılan süre çocuğun gün içindeki boş zamanına oranlanmalıdır. Örneğin okul ve günlük ihtiyaçlarının karşılanması haricinde çocuğunuzun kalan boş vaktinin dörtte birinden fazlasının televizyon ile harcanması uygun olmayacaktır. Çünkü çocuğun oyuna, paylaşıma, hobilerini geliştirecek zaman geçirmeye de ihtiyacı vardır. Eğer çocuğun baş zamanlarında onunla sohbet etmeye, oyun oynamaya veya başka hobilerine vakit ayırabiliyorsanız çocuğunuz genellikle TV izlemek yeri ne sizinle vakit geçirmeyi tercih edecektir. Televizyonun en önemli olumsuz etkisi çocuğun tek yönlü bir iletişim içinde olması ve karşılıklı etkileşime fırsat vermemesidir. Özellikle dil gelişiminin ve sosyal gelişimin temellerinin atıldığı en önemli dönem olan ilk 3 yılda televizyon karşısında fazla vakit geçiren çocukların konuşmada gecikmelerinin olma olasılığı artmakta ve dış dünya ile iletişimde sorunlar yaşayabilmektedirler. Okul çağı çocuklarında ise yeterli ve uygun çalışma alışkanlığı geliştirememe ve aktif öğrenme yerine kalıp öğrenmeye eğilim, düşünce esnekliğinin azalması gibi bazı olumsuz etkilerden söz edilmektedir.Renk, ses, ritm ve hareketin bir arada sunulduğu reklam ve müzik klibi gibi programlar çocukların çok ilgisini çekebilmektedirler. Reklamlarda kullanılan bazı bilinç altı uyaranların çocukların tutum ve tavırlarını etkilediği bilinmektedir. Yani bu tür programların çocukları çok fazla etkilediği bilinmektedir. Reklam ve klipleri kontrolsüzce izleyen çocukların verilen her tür mesajı kalıcı olarak alabilmekte, korku, kaygı, öfke gibi duyguları yoğun yaşayabilmekte, zaman zaman şiddet eğilimlerinin arttığı ve sosyal ilişkilerde zorlanabildikleri bilinmektedir.TV izlemenin yararlarıBazı eğitimsel programların özellikle yetersiz çevresel koşullarda yaşayan çocuklar için yararlı olabileceği düşünülmektedir. Burada yine bu programların belli bir pedagojik sansürden geçmiş olması gerekliliği söz konusudur. Bunun yanı sıra çocukların gerçek hayatta karşılaşma fırsatı bulamadıkları doğa ve çevre ile ilgili bazı görüntüleri örneğin belgesel programlar aracılığı ile izlemeleri okul bilgisinin görsel bir malzemeyle eşleştirilmesi anlamında kalıcılık sağlamaktadır. Belgesel programlar hem çocukların ilgisini çekmekte hem de yeni bilgiler öğrenmek konusunda teşvik edici ve merak uyandırıcı olmaktadır.Anne-babanın tavrı ne olmalı?Sınırlandırma buradaki en temel prensiptir. Çocuğun zaman zaman dinlenmek ve eğlenmek için bir keyif aracı olarak kullanması durumunda televizyon etkili bir araçtır. Ancak çocuğu esir alan bir hale dönüştüğünde tamamıyla zarar verici olmaktadır. Öncelikle çocuğunuzun izlediği programların hangileri olduğunu bilmeli ve çocuğunuz için ne kadar yararlı ve gerekli olduğunu önce siz değerlendirmelisiniz. TV dışı aktiviteler Her yaş grubunun ilgisi ve becerisi farklı olmakla beraber tüm çocuklar anne-babalarıyla zaman geçirmekten keyif alırlar ve her türlü oyunu anne-babalarıyla oynayabilirler. Seçtikleri, tercih ettikleri oyun ve oyuncaklarla sizin de ilgilenmeniz, oyun kurmak ve o oyunun parçası olmak konusunda ona destek vermelisiniz. Çocukların hem ilgilerini çekebilecek hem de dikkat, algı, hafıza ve muhakeme gibi yeteneklerini geliştirebilecek, dil gelişimine yardımcı, yaratıcılığı destekleyen bir çok oyun mevcuttur. Çocuğunuzla yapacağınız aktiviteyi planlamadan önce onu çok iyi tanımalısınız. Bazen çocuklar hep benzer oyunları tercih ederler. Bu kolaylarına gelebilir. Bu durumda eğitimsel oyunlar ve materyaller satan mağazalara danışarak yaşına uygun yeni malzemelerle tanıştırabilirsiniz. Ayrıca evde oluşturacağınız kağıt, karton, boya, hamur vb gibi bazı yaratıcı malzemelerle de çocuğunuzun ilgisini çekecek oyunlar hazırlayabilirsiniz. Bu tarz aktiviteler hem çocuğun duygularını ifade etmesi için bir araç olmakta hem de becerilerini geliştirmeye yardımcı olmaktadırlar. Çocuklar genellikle bu tarz oyunlardan keyif alırlar. Onlara serbestçe oynamaları konusunda fırsat verilmesi önemlidir. Bazen anne-babalar çocuklarının çok mükemmel şeyler yaratmalarını isteyebilirler. Örneğin yaptığı resimleri eleştirirler ve neden daha özenle yapmadığını sorabilirler. Bu tavır çocukların kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olabilmekte ve bu tarz aktivitelerden kaçınmalarına neden olabilmektedir. Oysa televizyon izlemek bir performans gerektirmez. Bu durumda çocuk televizyon izlemeyi başka aktivitelere tercih edecektir.Anne-Babalara öneriler
3 yaş civarında çocukların çizgi film, belgesel ve eğitimsel programları izlemeleri onların yaratıcılıklarını geliştirir ve hoşça vakit geçirmelerini sağlar. Ancak bu yaşlardan itibaren televizyon başında geçirecekleri vakit sınırlandırılmalıdır. Bebeklik çağlarından itibaren fazla televizyon izlettirilen çocukların özellikle iletişim ve konuşma becerilerinin gecikmesi riski oluşmaktadır.
Bazı çizgi filmlerin aşırı şiddet ve korku ögesi içerdikleri ve bu nedenle çocuklar üzerinde birçok olumsuz etkiye yol açtıkları bilinmektedir. Oyun çağı çocuğu henüz hayal ile gerçeği ayırt edemeyeceğinden şiddet ve saldırganlık içeren görüntülerden daha çok etkilenir. Bu nedenle çocuğunuzun izlediği çizgi filmlerin denetimini siz yapmalısınız.
Okula giden çocukların, dinlenme, yemek yeme, oyun oynama, uyku ve ders zamanları çıkarıldığında eğer vakitleri kalıyorsa televizyon seyretmelerine izin verilmelidir. Bu saat de genellikle derslerin bitmesinin ardından planlanmalıdır.
Çocukların günlük televizyon izlemeleri gereken saatler konusunda değişik görüşler olmakla beraber özellikle okul çocuklarının günde bir saatten fazla televizyon izlememeleri önerilmektedir
Çocuğun yaşına uygun programlar izlemesi sağlanmalıdır. Yetişkinler için hazırlanmış dizi, film, magazin türü programların mümkün olduğunca çocuklara izlettirilmemesi gerekmektedir.
Çocuklar genellikle evde yalnız hissettiklerinde ve uygun aktivite bulamadıklarında televizyonu tercih etmektedirler. Çocuğunuzun yaşına ve ilgi alanına uygun oyunlar bulup onunla oynayabilirseniz ve televizyon dışında birlikte eğlenebileceğiniz aktiviteler bulabilirseniz çocuğunuz televizyon izlemek yerine sizinle oynamayı tercih edecektir.

0-6 YAŞ DÖNEMİ KİTAPLAR

Doğumdan itibaren ilk üç yılda ( 0-3 yaş arasında ) çocuğun zihinsel gelişimi neredeyse %80 oranında tamamlanır. Zihinsel kapasitenin geliştirilebilir olduğu gerçeği düşünüldüğünde anne- babaların, özellikle 0-6 yaş döneminde çocuklarının gelişimine destek olmaları mümkündür.Anne-babalar 0-6 yaş aralığında çocuklarının gelişimini etkin bir biçimde nasıl destekleyebilirler?Bu sorunun cevabı gelişimin nasıl gerçekleştiğini genel olarak bilmekte gizlidir.Çevresindeki tüm uyarıcılar ( sesler,renkler, şekiller, kokular, dokunuşlar, tatlar v.b.) bebek doğduğu andan itibaren beyinde işlem görür.Uyarılan beyin hücreleri, birbirleri ile etkileşime girer ve milyonlarca sinaptik bağ oluşur. Bu bağlar çocuğun tüm yetişkinlik döneminde de kullanacağı beyin kapasitesini oluşturmaya başlar. Çocuk ne kadar çok kaliteli uyarıcı ile karşılaşır ve bu uyarıcılar tekrarlanırsa kurulan bağlar korunur ve kullanılır. O halde Anne-babalar, doğal uyarıcılar dışında çocuklarının karşılaşacakları kaliteli uyarıcıları seçmek ve çocuklarına sunmak durumundadırlar. Çocuğun odasındaki renkler, ışık, odada çalınan müzik, çocukla okunan renkli resimli kitaplar, el kuklaları ile anlatılan hikayeler ve oynanan oyunlar ve bunun gibi pek etkinlik bebeklikten itibaren tüm çocukluk döneminde çocuğun gelişimini destekler ve hızlandırır.
Renkli , büyük resimli ve az yazılı kitaplar çocuklar için mükemmel bir uyarıcı ve gelişim aracıdır. Bu sebeple çocuğun kitap ile olan ilişkisi, okuma yazma öğrenmesinden çok daha önce başlar. Renkli resimli kitaplar çocuğun ilgisini de fazlasıyla çeker. Pek çok yeni bilgiyi kitaptan öğrenir ve öğrendikleri ve çevresi arasında ilişki kurmaya başlar. Ancak kitap ile kurulan ilişki yine anne babanın desteği ile olacaktır. Öncelikle 0-6 yaş grubuna uygun kitaplar seçilmeli ve bu kitapların okunması için anne –babalar çocuklarıyla düzenli olarak zaman geçirebilmelidirler. Bu durum öğrenme dışında da pek çok yarar içerir. Anne baba ile çocuk arasındaki bağın güçlenmesini sağlar, çocuğun dikkat süresini arttırır , dinleme becerisi kazandırır, neden sonuç ilişkilerini kurabilmesini sağlar, hayal gücü ve yaratıcılığını destekler. Ve konuşma - dil gelişimini hızlandırır. Resimli çocuk kitapları bir yandan zihinsel gelişimi desteklerken bir yandan da çocuk için ileriki yaşlarda çok önemli olacak olan okuma ve araştırma alışkanlığının ilk basamaklarını oluşturur.
0-6 yaş çocukları için kitap seçerken :
Renkli ve büyük resimli olmasına,Az sayfalı olmasına, Sayfaların sağlam ve yeterince kalın olmasına,Çok resim az yazı içermesine,İçeriğinin çocuk için uygunluğuna ( şiddet vs. içermemesine), Ve tabi ki uzman kişilerce hazırlanmış olmasına dikkat edilmelidir.

BEBEK BURÇLARI

KOÇ