ÜYE OL,İZLE KAZAN....

Thursday, April 19, 2007

3D Studio Max


3DStudio Max ile 3. boyutu keşfedin. Bu set sayesinde 3 boyutlu çizim programları arasında en çok kullanılan 3D Studio Maxin derinliklerine inecek ve dairelerden-kürelere geçiş yapacaksınız. 3ds max ile kısa kısa... Etkileşimli ve gerçek zamanlı çalışma ortamına sahip en kapsamlı 3 boyutlu modelleme, aydınlatma, canlandırma ve kaplama yazılımı. Satışa çıktığı 1995 yılından bugüne kadar 65in üzerinde teknoloji ödülü almış olan 3ds max, 140.000i aşan kullanıcısıyla, özel efektler, karakter canlandırmaları ve oyun üretimi için geliştirilmiş olan en kapsamlı, nesne yönelimli, modelleme, kaplama ve canlandırma yazılımıdır. İlk bakışta dikkat çeken özellikler şu şekilde özetlenebilir; Kullanıcı Arayüzü 3ds maxin satışa çıktığı ilk günden beri büyük beğeni toplayan kullanıcı arayüzü, her yeni sürümde geliştirilerek kullanıcıların yazılımdan en yüksek verimi almalarını sağlamaktadır. Modelleme Araçları Modelleme süreci, 3 boyutlu görselleştirme ve canlandırma çalışmalarının en çok zaman alan bölümü sayılmaktadır.Modelleme çalışmalarında kullanıcılara esnek bir çalışma ortamı sunan 3ds max, farklı yüzey tipleri ile çalışma yeteneğine sahiptir. Modelleme çalışmalarında nesne seçim işlemleri çalışma süresini büyük ölçüde etkilemektedir. Malzeme Tanımlama, Aydınlatma ve Kaplama Malzeme tanımlaması, modellenen nesnelere kimlik kazandıran en önemli etkenlerden birisidir. Nesnelere uygulanacak tüm renk ve dokular 3ds maxin esnek malzeme düzenleyicisi içinde oluşturulmaktadır. Radiosity Autodeskin Lightscape aydınlatma yazılımının teknolojisi üzerine geliştirilmiş olan Radiosity sistemi, sahnelerde gerçek dünya ışıklarının kullanılmasına olanak sağlamaktadır. "Lumen", "Candela" ve "Lux" gibi gerçek aydınlatma değerleri ve "Kelvin" değerinden renk bilgisi içeren ışık kaynaklarını kullanan Radiosity sistemi, aynı zamanda aydınlatma elemanları üreten firmalara ait IES veri dosyaları ile aydınlatma alanı tanımlarını da kullanabilmektedir. Canlandırma Karakter canlandırmalarında oluşturulan hareketlerin ve figürlerin yeniden kullanılabilir olması büyük önem taşır. Bu amaçla, birçok kullanıcı hareket kütüphaneleri olarak tanımlanabilecek veriler oluşturmayı ve bunları birleştirerek yeni canlandırmalar hazırlamayı tercih etmektedir.Canlandırma sürecinde nesne hareketlerinin düzenlenmesi ve zamanlamanın doğru şekilde ayarlanması istenen etkinin yaratılmasında büyük önem taşır.Bu amaçla farklı hareketler arasındaki geçiş sürecinin düzenlenmesi ve geçiş süresinin zamanlaması iki ayrı iş olarak ele alınabilir ve uygulanabilir. Nesne Dinamiği 3ds max, nesnelerin etkileşimlerini canlandırmada kullanılan nesne dinamiği sistemi için discreetin reactor canlandırma sisteminin tüm özelliklerini kapsamaktadır. Havok Dynamicsin birçok alanda ödül almış Havok Pro çözümleme sistemi üzerine geliştirilen reactor, 3ds maxin içerisine eksiksiz olarak eklenmiştir.reactor, gerçek dünya fizik kurallarına uygun olarak yumuşak nesne dinamiği (soft-body dynamics), katı nesne dinamiği (rigid-body dynamics), kumaş, sıvı ve ip canlandırmalarını çözümleyen bir

7 YILDIZLI OTEL DUBAİ SÜPERRR DEĞİLMİ?

7 Star Hotels in Dubai
Dubai 7 Star Hotel offers excellent services to its discerning guests starting with a warm welcome. The guest rooms are elegantly decorated and furnished with gorgeous furniture, modern paintings, fine carpets, lavish ceiling decorations. Guest rooms at these hotels are complimented with impeccable service, modern facilities like AC, telephones, minibar, lavish baths with Jacuzzi.
WELCOME to Burj Al Arab Hotel having a unique attractive architecture depicting the advancement in modern architecture of Dubai launched in Dec 1999.
The Burj Al-Arab Hotel in Dubai is the tallest hotel in the world. The hotel has been given a 7-star rating and all rooms come with a personel butler and all rooms are suites.Offering the highest levels of personalised service in the most luxurious surroundings imaginable, your private butler will ensure that every little need is met.At night, it offers an unforgettable sight, surrounded by choreographed colour sculptures of water and fire. This all-suite hotel reflects the finest that the world has to offer.




JAPONYADA BİLİM VE TEKNOLOJİ

Japonya teknolojinin en önemli odaklarından biridir. Bilgisayardan nükleer enerjiye, havacılıktan haberleşmeye kadar birçok alanda teknolojinin öncülüğünü yapmaktadır. İlerlemenin itici gücünü, özel sektör, üniversiteler ve devlet üç koldan yapmaktadır.
Uzay teknolojisi: Japonya bu alanda yaptığı çalışmalarla haberleşme, meteoroloji, coğrafya, yayıncılık gibi birçok sektöre uzayın katkılarını sağlamış durumdadır. Bu amaçla birçok uydu yörüngelerine yerleştirilmiş, hizmet vermektedir. Sözkonusu uydular 1986 yılından itibaren Japon yapımı roketlerle fırlatılmıştır. Japonya'nın geliştirdiği ataletli güdüm sistem ve bir ikinci aşama motorlu H-1 roketini kullandığı bu tarih ülkedeki uzay çalışmaları açısından da bir dönüm noktası olmuştur. Japonya halen kendi gerçekleştireceği insanlı uzay uçuşlarının çalışmalarını sürdürmektedir. Bu arada, uzay istasyonu gibi insanlı ve büyük kapsamlı uzay çalışmalarının içinde aktif biçimde bulunmaya da özen göstermektedir.
Havacılık: Havacılık, Japonya'nın iddiayla geliştirdiği teknolojilerden biridir. 1980'li yıllarda XS-11 ve diğer sivil ulaşım uçakları üzerinde yapılan başarılı çalışmalar, Boeing-767 yolcu jetinin üretilmesi Japon havacılığı açısından tarihi bir dönemeç oluşturdu. Bu alandaki araştırma ve çalışmalar, Japonya'nın bu konuda en önemli rekabetçi ülkeler arasında yer almasına yetecek ölçüdedir.
Nükleer teknoloji: Japonya'da 35 ticari nükleer reaktör bulunmaktadır. Bu reaktörler sayesinde toplam elektriğin yaklaşık yüzde 30'u üretilebilmektedir.






















Alınan bütün etkin önlemlere rağmen, bu konudaki çalışmalara aralıksız devam edilmektedir. Nükleer tehlike anında tehlike önleme sistemlerinin geliştirilmesi ve güvenliğin maksimum düzeyde sağlanması, bu çalışmaların başlıca amacını oluşturmaktadır. Bunun yanısıra nükleer füzyon alanındaki çalışmalar da ülkeyi, ön sıralara taşımıştır. 1985 yılında yapılan JT-60 reaktörü birkaç yıl içinde, o tarih için dünyadaki en yüksek enerji-denge koşullarını yakalamayı başarmıştı.
Biyoloji: Bu alanda elde edilen bulgular, bilgiler çevre, balıkçılık, tarım, gıda sanayii, kimya endüstrisi, ormancılık gibi çok çeşitli sektörlerin gelişimini sağlayan önem veriler olmaktadır. Bu alandaki çalışmalarda genetik ön plana çıkmaktadır. Genetik mühendisliği alanındaki çalışmalar, baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. Gen haritasının çıkarılmasından, genlerin birbirleriyle ilişkileri ve işlevleri, kanser araştırmaları, hormonlar, ender tıbbi maddelerin üretim teknikleri, biyo-kimya, yeni tür tarım bitkileri ve besi hayvanlarının geliştirilmesi gibi faaliyetler, bu kapsam içerisinde görülmekte ve bu konuda elde edilen yeni veriler sık sık medya organlarında haber olmaktadır.
Deniz araştırmaları: Bu araştırmalar, denizlerin korunması, enerji, deniz alanlarının kullanımı, biyolojik kaynaklar, deniz dibi zenginlikler gibi konuları kapsamaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar da tıptan enerjiye, gıda sanayiinden genetiğe kadar birçok alana katkı sağlamaktadır. Japonya deniz ve okyanus araştırmaları konusunda da dünyanın önde gelen araştırmacı ülkeleri arasında yer almayı sürdürmektedir.
Yüksek iletkenler: Bazı metal ve benzeri maddelerin belirli bir ısının altında soğutulduğunda, direnç göstermeksizin elektriği iletme yeteneği anlamına gelen yüksek iletkenlik, 1990'lı yıllarda ileri teknolojide iddialı ülkeler arasında başlıca rekabet alanlarından birini oluşturuverdi. Yüksek iletkenlik, elektrik enerjisi nakli, enerji depolama, manyetik ulaşım, bilgisayar, nükleer füzyon gibi alanlarda büyük avantajlar sağlaması yüzünden kazandığı stratejik önemini sürdürmektedir. Japonya ayrıca Maglev (manyetik kaldırma gücüyle havada giden) trenler, optik fiber iletişim (haberleşme), yüksek tanımlı televizyon, bilgisayar teknolojilerinde de dünyanın öncü birkaç ülkesinden biri olmayı
Made In Japan
Bu Japonlar çok ilginç ve çok zekiler. İnsanın aklına gelmeyecek icadlarda bulunuyorlar.Sadece teknolojik icatlar değil her alanda kullanılabilecek şeyler. İşte size birkaç fotoğraf. Ne kadar ilginç ve hatta komik olduklarını şaşkınlıkla görebilirsiniz.Hepsi de made in Japan :)








Yağmurda yürürken ayakkabılarınız ıslanmasın içine su kaçmasın..



















Bebeğiniz artık rahat rahat istediği gibi yerlerde sürünebilir!

Yağmurda elbiseleriniz ıslanmasın. Muhteşem fikir bence!

JAPON HARİKASI BİR PLAJ





























Wednesday, April 4, 2007

SAYIN ÖCALAN !...

Önce şaka sandık.Tayyip Erdoğan "Sayın Öcalan "demiş.Dalga geçiyorlar diye düşündük."Hayır, Cumhuriyet gazetesi yazmış ne şakası" dediler.Ama yeni dememiş, yedi yıl önce hapisten çıktıktan sonra Avustralya'ya gitmiş orada radyo röportajında söylemiş.E, ne fark eder?Katil o zaman katil değil miydi?Gerçek değildir dedik sonra, birileri Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi birilerini tuzağa düşürmeye çalışıyordur."Hayır, ses kaydı var" dediler.Dinledik, gerçekten de Tayyip Erdoğan'ın sesi.Yani haber doğru.Üstelik bizim haber merkezi ropörtajı yapan radyo yapımcısıyla konuştu "Evet Erdoğan benimle yaptı söyleşiyi ve sayın Öcalan dedi " diyor adam.Yani haber gerçekten gerçek."Of " dedim Adnan'a."Habere bak. Bomba."Türkiye'nin Başbakanı, Cumhurbaşkanı adayı 30 bin kişinin ölümünden sorumlu bir teröriste "Sayın Öcalan" demiş."Akşama Ana Haber Bültenleri karışır.Yarına gazeteler yıkılır" dedim.Adnan güldü.-Görmeyecekler."Nasıl?" dedim."Böyle bir haber nasıl görülmez?"-Doğru mu?-Doğru.-Ses kaydı var mı?-Var.-Ses Tayyip Erdoğan'a mı ait ?-Evet, ona ait.-Yalanlama geldi mi?-Hayır gelemedi.Üstelik şöyle diyor Tayyip Erdoğan;"Sayın Öcalan düşüncelerinden ötürü değil, şu anda almış olduğu kellelerin hesabını veriyor.Kelleler kim?Şehit Mehmetçikler.Yani daha 20 yaşında anasından, babasından, kardeşinden, sevgilisinden ayrılıp bilmediği dağlarda tanımadığı adamlar tarafından vurulan çocuklar onlar.Hiç çocuğu olamayacak çocuklar.Hiç günahı olmayan çocuklar.Onlara 'kelle" denir mi ?Bir vatandaş olarak soruyorum :Böyle biri ülkeye Başbakan, Cumhurbaşkanı olabilir mi ?Bir gazeteci olarak soruyorum:Böyle bir haber görmezden gelinebilir mi ?Adnan güldü.Göremezler."Yahu" dedim, "DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'e ,Sayın Öcalan dediği için daha yeni altı ay hapis cezası verilmedi mi ?"Derdim Tayyip Erdoğan ceza alsın filan değil.Konumuz bu değil sonra.Ama bu haber nasıl görülmez?Buna inanmam çok zordu.Hemen örnekler vermeye başladım."Örneğin" dedim,"düşün ki ABD'de seçim zamanı ve Başkan Bush'un birkaç yıl önce bir konuşmasında "Sayın Usame Bin Ladin" dediği ortaya çıkarılıyor,ne yani o zaman Washington Post, New York Times, CBS, ABC, CNN vesaire bu haberi görmezden gelebilir mi ?Amerikan medyası buna dayanabilir mi?Amerikan halkı bu söze katlanabilir mi ?Devam ettim.Ne yani şimdi her şeyin analizini yapmaya bayılan büyük genel yayın yönetmenleri bu haberi görmeyip, bundan birkaç yıl sonra "neden o zaman Sayın Öcalan haberini görmedik?" diye yazarak mesleki vicdanlarını temizlemiş mi olacaklar? Böyle bir mesleki ayıp neyle yıkanarak temizlenir?Böyle bir ayıba kulp takılabilir mi ?Adnan güldü:"Var mısın iddiaya?"İddiaya girmedim, çünkü o saatlarde haberi gören bir kaç internet sitesi sayfalarını değiştirip, haberi geri çekmeye başladılar.Ğözlerime inanamadım.Hala da inanamıyorum.Sizler izleyici olarak,okur olarak,haber alma hakkına sahip vatandaşlar olarak bu haberi gazetelerde –birkaçı hariç- ya görmediniz ya da iç sayfalarda küçücük gördünüz.Bu haberi ana haber bültenlerinde neredeyse hiç izlemediniz.Türk basını üzerindeki müthiş baskının en büyük ispatıdır bu.Yoksa bu sessizlik inanılmaz.Kabul edilemez.Ne yapmalı?Ben kendi adıma bu ses kaydını dört bir tarafa gönderiyorum.Haberi olmayanların haberi olsun, yazmayanların canı sıkılsın, ruhu daralsın, yazamayanların içi rahatlasın ve basına böylesine baskı yaparak iktidar olmaya çalışanların yüzü kızarsın, gücü kırılsın diye.İşte Tayyip Erdoğan'ın "Sayın Öcalan"ını sayfanın altına koyuyorum .Siz de dinleyin, kendiniz karar verin.Haber olur mu olmaz mı ?Olursa herkese gönderin, herkesin haberi olsun .Bu sessizliği yırtın.
Habere yorum eklemek için ve videosunu izlemek için bu adrese girebilirsiniz.

Tuesday, April 3, 2007

AŞI TAKVİMİ

Aşılanmayla, enfeksiyon hastalıkları önlenebiliyor. Bu sayede, ölümcül olabilen bazı hastalıkların görülme sıklığında belirgin bir azalma sağlanabiliyor.

TED İstanbul Koleji doktoru Dr. Rüçhan Altuğ, Türkiye’de her yıl aşı ile korunabilir hastalıklar nedeniyle yaklaşık 12 bin bebeğin öldüğünü hatırlatarak, aşılanmanın ve tekrarı gereken aşıların takibinin önemine dikkat çekiyor.
Kitle aşılama programları ve çocukların rutin aşılanmalarıyla difteri, tetanos ve çocuk felci nadir görülen hastalıklar arasına girerken, günümüzde çiçek hastalığına hiç rastlanmamakta. Hastalık oluşmadan, aşıyla vücuda verilen antijenle, antikor (vücudu koruyan madde) üretimi sağlanıyor ve hastalık etkeni ile karşılaşıldığında vücut kendini korumaya hazır oluyor. Aşılar tek veya karma olarak uygulanabiliyor. Bazı aşılar tek doz verildiğinde ömür boyu koruyuculuk sağlarken, bazılarının ise tekrarı gerekiyor. Bir aşının koruyucu etki gösterebilmesi için uygun yaşlarda ve aralıklarda yaptırılması gerek. En üst seviyede koruma için “Aşı Takvimi”ne uymak gerekiyor. Hepatit B, Verem, Difteri, Tetanos, Boğmaca, Çocuk Felci, Menenjit, Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık, Su Çiçeği, Hepatit A hastalıkları ile bunlara bağlı ölüm ve sakatlıkları engelleyebilmek için, ebeveynlerin bebeklerini doğdukları ilk aylardan itibaren aşılatmaya başlamaları şart.
aşı takvimi için tıklayın...